hayata's profileHAYATA GÜLÜMSE :)))PhotosBlogLists Tools Help

hayata gülümse

Location
Interests

HAYATA GÜLÜMSE :)))

Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır
Photo 1 of 14

ÖFKEDE DELİ VE VELİİİ OLMAK...

 
 
 DELI ILE VELI......
 
Ebû Müslim Havlânî bir toplulukta konuşulanları dinler.
Hemen hepsi de hanımından şikâyette bulunmaktadırlar.
Ancak Ebû Müslim hiç şikayet etmez. Derler ki:

“-Velî gibi bir hanıma düştün de sesin çıkmıyor değil mi?”
Omuzlarını silkerek cevap verir:

“-Bizimki velî filan değil, kelimenin tam manasıyla delidir deli!..”
Konuşmasına devamla:
“-Ben” der, “-Usûlünü biliyorum da öyle geçiniyorum,
 kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!..”

Büsbütün meraka düşerler ve:

“-Deli gibi biriyle kavgasız gürültüsüz geçinmenin usûlü nedir ki?”
 diye sormaktan kendilerini alamazlar.
Şöyle îzah eder, Ebû Müslim, geçinmenin sırrını:

“-Allâh Teâlâ Âdem -aleyhisselâm-’ı topraktan yarattığında
bedenine önce aklı koydu. Sonra öfkeyi yarattı.
Ona da Âdem’in bedenine girmesini emretti. Öfke:

“-Ben” dedi, “Âdemin bedenine giremem.
 Çünkü orada akıl var! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!..”
Rabbimiz buyurdu:

“-Ey öfke! Sen Âdem’in bedenine girmeye yönel.
 Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider,
 kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem’i deli edersin.”
Ebû Müslim burada der ki:

“-İşte biz hanımla bu konuda anlaştık.
Dedik ki, madem insana öfke gelince akıl gidiyor,
insan delinin tekidir. Deliye karşı ise bir velî lâzımdır.
Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın,
sabır gösterip ters cevap vermeyecek, velî rolü oynayacaksın.
 Şâyet sen öfkelenir de sen deli durumuna girersen,
bu defa da ben velî rolüne girerek sabredeceğim.”

“-Ey dostlar, siz de bir deliye bir veli rolü oynayın,
 öfkelenince karşı taraf velî rolüne girsin,
 sabır ve tahammülü esas alsın, göreceksiniz,
 tartışma kısa zamanda son bulacak, taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dolacak.”
 
 
                                 
 
Böyle olmayalım...

 

 




Hayat sevgiden ibaret...

                                                                                        SEVGİ

               çiçeklerin büyümesini izlemektir
 
 
 
 
 
 
 

mektup yazmaktır

 
hep O'nu düşünmektir

 

 

birlikte vakit geçirmektir

 

 

dalgaların sesidir SEVGİ

 

kuşların kırıntıları yiyişini izlemektir

 

 

eşit olmaktır

 

 

vahşi dalgalara yelken açmaktır

 

yağmura aldırmadan yürümektir

 

uçurmaktır sevdiğini

 

 

piknik yapmaktır

 

 

yanağını okşamaktır

 

 

ve küçük bir busedir

 

 


 

 



 





 
 

 

 


GÜZEL AHLAK

 
                                                                                    GÜZEL AHLAK

Ahlâk hakkında İslâm âlimleri buyuruyor ki:

“Kötü ahlâklı kimse, parçalanmış testiye benzer.
Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur olur.”

“Her binanın bir temeli vardır. İslâmın temeli de güzel ahlâktır.”

“Kötü ahlâk, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez.
Güzel ahlâk, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar affa uğrar.”

“Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlâkları sayesinde yükselmişlerdir.”

“Güzel ahlâk güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir.”

“Güzel ahlâk, genişlikte ve darlıkta insanları râzı etmeye çalışmak demektir.”

“Güzel ahlâk, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir.”

“Güzel ahlâk, kimseye eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır.”

“Güzel ahlâk, Allahtan râzı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allahtan bilmek,
nimetlere şükür, belâlara sabretmektir.”

“Güzel ahlâkın en azı, meşakkatlara göğüs germek,
yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır.”

“Güzel ahlâk, haramlardan kaçıp helâlı aramak, diğer insanlarla olduğu gibi,
aile efradıyla da iyi geçinip, onların mâişetlerini temin etmektir.”

“Güzel ahlâk, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek,
onların eziyetlerine sabretmektir.”

                                      


 


                     
 
 

EFENDİMİZ(S.A.V)SÜNNETLERİ

                                        
 

Yâ Rasûlallah, eğer Sen, gelmeseydin âleme,

Güller açmaz, bülbül ötmez, mechûl esmâ Âdem’e

Varlığın mânâsı kalmaz, garkolurda mâteme!....

 

Ay desem nûruna, aydan daha parlaksın Sen.

Su desem, cümle sulardan daha berraksın Sen.

Şaşırıp inci desem, inci de Senden doğuyor.

Sade bir katresi deryâ gibi ırmaksın Sen.

Gül desem, ey yüce mahbûb, terinin damlası o

Neye teşbih edeyim, mahzar-ı levlâksın Sen.

Ey Rauf, anneler evlada dönüp bakmazken,

Bir Rahimsin ki, bütün aleme kundaksın Sen.

Peygamber efendimiz şöyle buyurmaktadır:

 "Fesad-ı ümmetim zamanında kim
benim sünnetime temessük etse; yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir." Bu
bize Peygamber Efendimiz ( SAV ) 'in sünnetine uymanın ne kadar önemli
olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu sünnete uymarak yaptığımız en ufak bir
davranışımızın da ALLAH(CC) katında ibadet hükmüne geçeceği büyük İslam
alimlerince belirtilmiştir.

 

1- ) En çok Pazartesi ve Perşembeleri oruç tutardı. Neden böyle yaptığı
Pazartesi ve Perşembe ALLAH(CC)'a sunulur.sorulduğunda da şu cevabı verirdi: "
Ameller her pazartesi ve perşembe ALLAH(CC)'a ( c.c.) sunulur. Oruçlu iken
amelimin ALLAH(CC)'a (c.c.) arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir.
Ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için "bunları
geri bırakın" der.

2- ) Cumartesi ve pazar günleri de umumiyetle oruç tutardı. ve şöyle derdi:
" Bu iki gün müşriklerin bayram günleridir. Onlara muhalif olmaktan
hoşlanırım.

3- ) Yüzüğü gümüştendi, yüzüğü akik taşıydı.



4- ) Gözleri uyurdu lakin kalbi uyumazdı.

5- ) Ahlakı Kur'an'dı.

6- ) Umumiyetle cuma günü yıkanırdı, bazen de terk ederdi.

7- ) Çocuklara karşı çok merhametliydi.



8- ) Su içtiği zaman 3 defa nefes alır, üç nefeste içerdi ve " Bu daha
mutlu, daha afiyetli ve daha sağlıklıdır. " buyurdu.

9- ) Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı.

10- ) Son derece merhametliydi. Birisine bir şey vaad ettiği zaman imkanı
olduğunda mutlaka o vaadini yerine getirirdi.



11- ) İçinde su içilen bir cam kasesi vardı.

12- ) Sukunu uzun, gülmesi azdı.

13- ) Hİzmetçiye söyledikleri sözlerden biri de " Bir ihtiyacın var mı? "

idi.



14- ) Eza veren kötü huyu olmazdı. Birisinin diğeri aleyhine olan sözünü de
kabul etmezdi.

15- ) Kendisine meleklerin gelmesi ve Hz. Cebrail (as) ile konuşması
sebebiyle pırasa, sarımsak, soğan gibi şeyler yemezdi.

16- ) Yaslanarak yemek yemezdi. Arkasından iki kişi yürüyemezdi.

 

17- ) Gece ağzına misvak sürmeden kalmazdı.

18- ) Gusulden sonra abdest almazdı.

19- ) Tebbessüm etmeden kesinlikle konuşmazdı.



20- ) Ramazan Bayramında bir şey yemeden camiye çıkmazdı.

21- ) Kurban Bayramında kurban kesilmeden evvel bir şey yemezdi.

22- ) Üçten sonra sözü tekrar etmezdi.

23- ) Gece veya gündüz uyuyup da uyandığı zaman mutlaka misvak kullanırdı.



24- ) İkram edilen kokuyu geri çevirmezdi.

25- ) Biad esnasında kadınların elini tutmazdı.

26- ) Bir yudum su ile dahi olsa iftar etmeden akşam namazını kılmazdı.

27- ) Gülüşü tebessümlerden ibaretti.



28- ) Hastayı ancak üç günden sonra ziyaret ederdi.

29- ) Şu beş şeyi hiçbir zaman yanından ayırmazdı; Ayna, sürme kabı, tarak,
misvak ve ustura.

30- ) Lamba ile kendisine aydınlık yapılmadıkça karanlık evde oturmazdı.



31- ) Bir yerden kalkarken mutlaka " Subhaneke ALLAH(CC)ümme Rabbi vebi hamdike
la ilahe illa ente estağfiruke ve etübi ileyke" der ve şöyle buyururdu: "
Yerinden kalkarken kim bunu söylerse mutlaka mecliste kendisinden südur eden
günahları bağışlanır."

32- ) Hiçbir şeye hayır demezdi. Kendisinden bir şey istendiği zaman eğer
yapmak isterse evet derdi. İstemezse sükut ederdi.



33- ) Abdestini kendisi alırdı. Kimseden yardım istemezdi. Vereceği sadakayı
da bizzat kendi eliyle verirdi, kimseyi bunun için rahatsız etmezdi.

34- ) Ne yemek ne de başka bir şey O'nu akşam namazından alıkoyamazdı.

35- ) Dişlerini temizlemeden uyumazdı.

36- ) Daima misvağı başucunda bulunurdu, öylece uyurdu. Uyanınca hemen

onunla dişlerini fırçalardı.



37- ) Kahkaha ile gülmezdi.

38- ) Yemeğe suya üfürmezdi. Kabın içinde nefes almazdı.

39- ) Kendisinden kötü söz işiteceği kimseye yanaşmazdı. ( Buhari )



40- ) Bir vali tayin ettiği zaman ona sarığı kendi eliyle sarıp
giyindirirdi. Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.

41- ) Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.

42- ) Yanına çocuklar geldiği zaman onları tebrik eder, güzel karşılar ve
onalara dua ederdi.



43- ) Hurmayı yer ve çekirdeğini tabağa atardı.

44- ) Buğday ekmeği ile hurma yerdi v " Bunlar pek hoştur. " derdi. (
Tayalisi )

45- ) Üzümü ağzına teker teker koyarak yerdi. ( Taberani )



46- ) Hediye edileni yerdi, sadakayı yemezdi. ( İbn-i Said )

47- ) Üç parmak ile yerdi, onları silmeden iyice yıkardı.

48- ) Hanımlarından biri yatıp uyumak istedikleri zaman ona 33 kere
Subhanallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere de Allahuekber demesini
emrederdi. ( Mendi )

49- ) İnsanları birbirine bağlamak ve sevindirmek için hediyeleşmelerini
emrederdi. ( İbn-i Asakiri )



50- ) Güneş tutulduğu zaman kılınan küsuf namazında köle azad edilmesini
emrederdi.

51- ) Nazar değmesinde ( hastalanınca ) Kalem Suresi 51, 52. ayetlerin
okunmasını emrederdi.

52- ) İnsana ait 7 şeyin gömülmesini emrederdi: Saç, kan, tırnak, diş,
pıhtılaşmış kan, perde, hayız kanı. ( Hakim )



53- ) Oruçlu iken iftar edeceği zaman ilkin su ile başalardı. Suyu iki veya
üç defada nefes alarak içerdi yani bir defada içmezdi.

54- ) Yüzüğünü sağ eline takardı. ( Müslim )

55- ) Yüzüğünü sol eline takardı. ( Buhari )



56- ) Yüzüğünü sağ aline takardı sonra sola değiştirirdi. ( İbn-i Asakir,
Aişe (r.a. )

57- ) Cinlerden ve nazar değmesinden Rabbine sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn
nazil olunca onları okumaya başladı. Diğer duaları terk etti. Ani ölümden
ALLAH(CC)'a sığınırdı, ölümden önce hastalanmasını isterdi. ( Taberani )



58- ) Her namazdan sonra abdest alırdı. ( Buhari )

59- ) Kurfuaz şeklinde ( Dizlerini karnına birleştirerek ) otururdu.

60- ) Başına sarık sarıp ona kuyruk yaparak, iki omuzu arasından sarkıtırdı.




61- ) Bütün vakitlerde ALLAH(CC)'ı (c.c.) zikrederdi.

62- ) Gece karanlığında gündüzün ışığında gördüğü gibi görürdü. ( Beyhaki )

63- ) Enine doğru misvak kullanırdı.



64- ) Sabah namazının sünnetini kıldığı zaman sağ ayağının üzerine yatardı.

65- ) Aksırınca " Elhamdülillah" derdi. Bunu işiten " Barekallah" derdi.
Tekrar Efendimiz: " Yehdina ve Yehdikümullah" derdi.

66- ) Aksırdığı zaman elini ya da elbisesini ağzına koyardı, sesini
alçaltırdı.



67- ) Ayaktayken öfklendiklerinde hemen otururlardı. Otururken
öfkelendiklerinde hemen yatarlardı. Böylece öfkeden teskin olup giderdi.

68- ) Öğleden önce dört rekatı kaçırdıkları zaman onu farzı müteakiben iki
rekattan sonra kılardı.

69- ) Arkadaşlarından birini üç gün görmediği zaman onu sorarlardı. Eğer
gaib ( kayıp )ise ona dua ederlerdi.



70- ) Dualarının daha şümüllü olanını severdi, diğerlerini terkederdi. (


Taberani )

71- ) Tabaklanmış koyun postunda namaz kılmaktan hoşlanırdı. ( İbn-i Said )



72- ) Bahçelerde namaz kılmaktan hoşlanırdı. ( Tirmizi )



73- ) Duasına " Subhane Rabbiyel aliyyül ağlel vehhab " ile başlardo.



74- ) Açlıktan beline taş bağlardı. ( İbn-i Said )



75- ) Yeşilliğe akan suya bakmaktan hoşlanırdı. ( Ebu Nuaym )



76- ) Ağzı kapanan kaptan hoşlanırdı.

 



77- ) Hediyeyi kabul edrdi. Ona karşılık olarak bir şey verirdi. Sadakayı
kabul etmezdi. ( Taberani )



78- ) Kıraatini ayetlerin başında dura dura icra ederdi. " Elhamdülillahi
Rabbil Alemin" der, sonra durur " Errahmanirrahim" der ve yine dururdu.



79- ) Cuma günü namaza gitmeden önce bıyıklarını kırpardı, tırnaklarını


keserdi.

80- ) Namazda esnemekten hoşlanmazdı.



81- ) Dağlamak, yani bir nevi tedavi şeklinden ve sıcak yemekten hoşlanmazdı
ve şöyle buyururdu: " Soğuk yiyin çünkü bereketlidir. Dikkat edin sıcak
yemekte bereket yoktur. " ( Ebu Nuaym )



82- ) Nübüvvet mührünün görülmesinden hoşlanmazdı.

 

83- ) Çok sorulmaktan hoşlanmazdı ve bunu ayıplardı. Ama Hz. Ebubekir (r.a)
sorduğunda cevap verirdi ve bundan hoşlanırdı. ( Taberani )



84- ) Yemeği ortasından yemekten hiç hoşlanmazdı.



85- ) Yürüyüşünden aciz ve tembek olmadığı anlaşılırdı.



86- ) Secdede bazen kendisinden geçinceye kadar uykuya dalardı. Gözleri
uyuyup kalbi uyumadığı için sonra klakıp abdest almaya ihtiyaç duymadan
namazını kılardı. ( Ahmet bin Hanbel )



87- ) Son sözü şu olomuştur: " Namazı sakın terk etmeyin. Namazı sakın terk
etmeyin, elleriniz altında bulunanlar hakkında ALLAH(CC) (c.c )'tan korkun,
adaletle muamele edin. ( Ebu Davut

 

                                       

 

Selam sana ey nebi...


Ev Hanımları evde napar

                                                                             
 

Adam akşamleyin iş çıkışı eve geldiğinde evin bahçesinin karmakarışık olduğunu görmüş.
3 çocuk da bahçede çamurlar içinde oynuyormuş.Boş yemek kutuları ve içecekler etrafa saçılmış.
Karısının arabası garaj kapısının önünde, bir kapısı açık ve yamuk halde parkeder durumdaymış.

  

Evin içine girdiğinde durum daha vahim şekle dönüşmüş.Girişteki halının bir kenarı kıvrılmış, havaya kalkmış ve abajur sehpanın üzerine devrilmiş.Salondaki televizyonun sesi sonuna kadar açık halde çizgi film kanalındaymış, televizyonun üzerine bırakılan yarısı içilmiş meyve suyu ha döküldü ha dökülecek vaziyetteymiş.

 

Oturma odasında yerler oyuncaklar ve çocuk elbiseleriyle kaplıymış.Mutfağa girdiğinde lavabonun sabah kahvaltısı bulaşıklarıyla dolu olduğunu görmüş.Ayrıca kırılmış bir bardağın parçaları masanın altında duruyormuş

 

Üst rafa yöneldiğinde merdivenlerdeki elbiseleri fark etmiş. Telaşla karısının başına kötü birşey gelmiş olabileceğini ya da hastalandığını düşünerek hızla koşmaya başlamış.Misafir odasına girdiğinde karısını uzanmış halde kitap okurken bulmuş.Karısı kocasını görünce okuduğu kitaptan başını kaldırmış, hafifçe gülümsemiş ve gününün nasıl geçtiğini sormuş.

 

 

Adam cevaplamış:'Her zaman ki gibi! ' Ardından şaşkınlıkla sormuş:'

 

 

Ne oldu bugün böyle?'

Karısı tekrar gülümseyerek ' Sen hergün eve geldiğinde bütün gün ne yaptın ki demez miydin

 

'Evet'

'Güzel... Bugün her gün yaptıklarımı yapmadım.'


 


 

 
 

HAYÂ GÖNLÜN TİTREMESİDİR

                                  BU YAZIYI UZUN  OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP ES GEÇMEYİN
                                  UNUTMAYALIM İBRET ALINMASI GEREKEN ÇOK ŞEY VAR DÜNYADA
          
                                 
 
 

ALPEREN GÜRBÜZER(NASİHATLER.NET)
Hayâ imandandır ilahi kelamı kulağımıza küpe olmalı.
Hayâ aynı zamanda gönlün titremesidir.
Şöyle ki; insan bir suç işlediğinde, lambada titreyen alev misali yüzü kızarır
ve kalbi melekeleri darmadağın olur. İç dünyamızda hayâ ışığı sönünce karanlığa bürünürüz,
 kurtuluş için çıkış yolu ararız hep. İçerisine düştüğümüz kuyudan çıkmak için
 tek sığınacak yerimiz Allah’ın rahmeti olduğunu anlarız o an.
 Çünkü karanlık ışığa muhtaç, onsuz olamaz..
Hazret Muhammed Diyaüddin(k.s); Hayatta hırsızlık
yapmayı aklının kenarından bile geçirmeyen tüccar, şayet birkaç günlük bile
olsa hırsız kimselerle dolaşsa, onlardan bir şey kapar. O da günün birinde hırsızlık
yapmaktan artık hayâ etmez diye buyuruyor. Bu yüzden İnsanın çevresi de çok
mühim, kimlerle oturup kalktığımıza dikkat etmeli.
Şeyh Ahmed-er Rufai taleberinden Siirtli Molla Halil bir hatırasını naklediyor:
Hocam Ahmed-er Rufai ile ders görüyordum, o anda pencereden bir adam seslenerek:
—Çabuk yetiş, derhal gel diye.
—Hocam hemen yerinden doğrulup dışarı çıktı ve yaklaşık
 onbeş dakika sonra tekrar medreseye döndüğünde bana dedi ki:
—O gelen kimdi biliyor musun?
Cevaben;
—Efendim inan geleni tanımadım, sen bilirsin, bunun üzerine Hocam:
—O gelen Şeyh Abdülkadiri Geylani idi. Beni çağırmasının
sebebi Arap şehrinde Zengin birağa vergi toplamak için
maiyetindeki adamları ile bir köyde dolaşırken seyyide
 bir kadının kapısını çalar, kadıncağız param yok, fakirim dedi. Kadın
sırtını dönüp gideceği zaman ağa asası ile eteğini kaldırdı, kadın çok hayâ etti utandı,
kızardı, sonra yüzünü Bağdata dönerekten tükürdü ve Abdülkadir Geylaninin merkadına doğru(türbesine) şöyle seslendi:
—Eğer sende namus gayreti varsa onu kabül etmezsin diyerek uzaklaştı.
 O sırada
Ağa ibriğini alarak abdest bozmaya gitti. Maneviyatta Gavsi Geylani’nin
zahiren müdahale yetkisi olmadığı için Onun talimatıyla zahiren bu görevi
üstlendik ve bizde onu kılıcımızla öldürdük.
Hocamın anlattıklarının doğru olup olmadığını, sözkonusu yere birzaman
yolculuk gerçekleştiğinde ve o yöre halkına sorduğumda harfi harfine olayı anlattılar. Yöre halkı en nihayetinde Hocamın sözlerine ilaveten;
—Abdest bozmaya gittiğinde bekledik bekledik gelmedi, gidip baktığımızda ağayı
Öldürmüş olduklarını gördük dediler. Böylece Hocamın söylediklerinin
doğru olduğunun kesin kanaatine vardım
Sakın siz siz olunböyle şeyler olur mu demeyin, Allahü Teala dostlarının
bu dünyadan göç etmiş olsalarda Şeyh Abdülkadir Geylani gibi sevdiği
kullar vasıtasıyla yine onun yolunda giden hayatta yaşayan bir başka Ahmeder-Rufai gibi gönül sultanların üzerinden dara düşen, edebinden dolayı yüzü kızaranların imdadı için Hızır misali
görevlendirebilir. Bunlar maneviyatta olan biten durumlar, nitekim fersah
 fersah uzakta gerçekleşen bu durum olayın cerayan ettiği yerdeki halka sorulduğunda hakikat olduğuda ortaya çıkıyor pekala..
Kuldan utanmayan Allah’tan hayâ etmez derler ya, gerçekten insana edep
Allah’a edep demek sayılır, yaratılanı sev yaratandan ötürü demeli Yunus misali.
İnsanı sevki necat bulasın, Rabbül Alemin’in benim huzuruma kul hakkı ile gelmede
 ne ile gelirsen gel uyarısı birçok anlam taşıyor içinde çünkü.
İman yetmiş küsur şubedir. Hayâ da imandan bir şube.(buhari, Müslim,
Ebu Davud, tirmizi, Nesai, İbni Mace)
Hayâsızlık çirkinliktir. Hayatın imanla taçlandıranlar hayasıda güzel olur
ve ahlakı artarda. İlk Nübüvvet sözlerinden insanlığa ulaşan öğütlerden
 birkaçı da şudur:
—Eğer hayân yoksa dilediğini yap!(Buhari, İbni Mace, Ahmed b. Hanbel, Taberani; İbn Hibban)
Çıplaklıktan sakının! Zira sizin yanınızda sadece helâya girdiğiniz zaman
ve erkek hanımına sokulunca ayrılan Melekler vardır Onlardan hayâ edin,
onlara karşı saygılı olun(Tirmizi)
Evet, bari kuldan utanılmıyorsa Meleklerden Allah’dan hayâ etmeli. Hayâ
 duygusundan mahrumiyet kötülüklere kapı aralar çünkü.
Sadece ilim alanında hayâ olmaz derler, o da öğrenmek amacına yönelik
 olması dolayısıyladır. Hayâ nedir bilmeyenler, ne edep endişeleri taşırlar
 ne de hayvani içgüdülerini zapturap altına almayı. Üstelik yaptıklarına
 kılıf bulmak içinde cinsel özgürlük, flört hayatı deyip su yüzüne çıkarlar.
Oysa bütün uğraşları nefs adına didişip durmaktan ibaret. Boş oyalanışlarla
hayâda neymiş deyip, şeytana bile külah çıkartırlar. Zina denen kötü fiili
cılalayıp boyayıp, üstelik iffet gibi kavramların içini boşaltarak asaletsizlik
 sergilemeyide ihmal etmezler. Varsa yoksa zevklerinin tatmin etmek tüm bildikleri.
Onlar vahye ve sünnete kulak vermezler, çünkü haya perdeleri kalkmış,
ışıksız sürüleridir.. Es kaza Kur’an tilaveti duyduklarında sesine bile
tahammül etmezler ve canları sıkılır. Allahü Teala buyuruyorki; Yalnız
Allah anıldığı zaman ahirete inanmayanların içlerine sıkıntı basar, ama
Allah’tan başkası anıldığı zaman hemen yüzleri güler (Zümer, 45) Onlar ki gözleri, beni hatırlatan bir örtü içindeydi., (Kuran’ı) dinlemeye de tahammül edemiyorlardı(Kehf,101)
Hayâsız güruh hertürlü melaneti işlemeye müsait halleri olup yaptıklarından
Pişmanlık duymadıkları gibi övünürlerde ya da mazaret üretirler. Şüphesiz
 
 bu şeytanlar doğru yoldan alıkoyarlarda, onlar kendilerinin doğru yolda
 oldukların sanırlar(zuhruf, 37)
Birde demezlermi güzele bakmak sevaptır, tabi ki mahremiyetine bakmak
manasına değil bu söz, ama güzel kavramına yanlış mana yüklemek gibi
hayâsızca tanımlama amacı taşıyor. Hiçbir zaman Allah’ın haram olarak
bakılmasına müsaade verilmediği yerlere bakmak asla güzel olamaz.
 Bir yerde ilahi ferman var bu konuda, diğer yerde heva ve hevesler sözkonusu,
 yine bir yanda emri ilahi gereği fıkhı kaideler var, diğer yanda koyu cehalet
örnekleri var. Cehaleti güzel göstermeye çabalamak yetkisi kimseye verilmediği gibi,
 cehaletin sergilenmesinede müsaade edilmez. Tüm ilahi uyarılara rağmen makyajlanmak,
cilalanmak gırılara gidiyor, sadeliğin verdiği zerafet ayaklar altına alınıyor.
 Tüm hınçla hayâ yerlere serilmek isteniyor, doğallık çiğnenmekte adeta.
Hadi diyelim abdest namaz günahları pak ediyor, ya çıplaklığı ve hayâsızlığı
ne ile giderebileceğiz? Modernlik kisvesi adı altında kadını metalaştırmanın adıdır
Cilali imaj devri, yontma taş devri, cilalı taş devri diye tarihi döngülerden
bahsederken cilali imaj devrine rücu ettik maalesef. Ağlayasan mı gülesen mi?

 

               

Allâh; nebîleri ve velîleri âlemlere rahmet olarak dünyaya göndermiştir.
Bu yüzden halka bıkmadan, usanmadan nasihatte bulunurlar.
Bu nasihatleri dinlemeyip kabul etmeyenler için de; ?Yâ Rabbi!
Sen bunlara acı, rah­met kapısını bunlara kapatma!? diye yalvarırlar.
Sen aklını başına al da, velîlerin öğütlerini canla başla dinle! Dinle de,
üzüntüden, korkudan kurtul, mânevî rahata kavuş, eminliğe eriş!Fırsatı
kaçırmadan ve tereddüde düşmeden, bu fânî âlemin aldatmacala­rından
sıyrılmış,
ken­dini tamamıyla Hakk?a teslim etmiş olan kâmil insanın eteğini tut ki,
âhir zamanın, şu bozulmuş dünyanın fitnelerinden kurtulasın
!

 

               

 

 


Go to the top of the pageReport Post
 
 

Temiz toplum,güzel ahlak

 
                                                                                         
 
                                                                                                  
                              
                                                   
                                            EFENDİMİZE 
 
 
                         
               Tomurcuklar açıyorken,başaklar bağlanmışken
               Titredim efendim seni andım dün gece

               Bu bahçeler O'nundu bazen uğrar dediler
               Bir gülün kokusunda seni duydum dün gece

              Biz hiç yazı görmedik,kışta doğdun dediler
               Nevbaharda geleni sensin sandım dün gece

               O'nun geçtiği sokaklar güller kokar dediler
               Ötelerden kokularla geldin sandım dün gece
 
 
                       SENi GÖRMEYEN GÖZÜ NEYLEYiM 
                       SENi BiLMEYEN AKLI NEYLEYiM 
                        SENi ÖZLEMEYEN KALBi NEYLEYiM 
                         MUHTACIM SANA YA RASULALLAH. 

                       SEFAAT YA! RASULALLAAAH
 
              
 

                                                          

                          

                                                     
                                    

Ey Allah’ım,
Belki günahkarım, belki sana layık değilim ama senden başka sığınağı olmayan bir garip kulunum.

Sana gelmeye yüzüm yok ama senin kapından başka gideceğim bir kapıda yok. Şüphesiz Sen'sin Rahman, Sen'sin Kerim, Sen'sin Rahim, Sen'sin Gafur…

Bağışlayanda Sen'sin,affedende,esirgeyende.
Sen'i bildim,sana inandım,sana sığındım…

Şüphesiz Sen merhameti ve şefkati bol olansın Rabbim.
Ne olur Allah’ım hiçbir kulunu Sen'siz,kimsesiz,çaresiz bırakma ben garip kulunu da.

Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere…

Emrettiğin yolun yolcuları olup,emrettiğin yola hizmet edip,o yolda hizmet ederken emanetlerimizi sana teslim etmeyi nasip et bizlere…

Peygamber Efendimiz sellellahu aleyhi vessellem'in şefaatinden,kendi şefkat ve merhametinden bizleri mahrum bırakma.

Şüphesiz Sen olmazları olduransın,ol de olalım Rabbim

 

Abdulkadir-i Geylani (K.S)~

Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyadan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganimet biliniz. Tövbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkan varken bunu fırsat biliniz. Tövbe ediniz. Dua etmeye imkanınız varken, dua ediniz. Salih kimselerle beraber olmayı fırsat biliniz.”

 

                                     

 

Yanılgı İçinde Yaşayan İnsanlar

Şu anda bu yazıyı okuyan kişiler de dahil olmak üzere, birçok insan hayatı boyunca büyük bir yanılgı içinde yaşar. Bu yanılgı ise, aslında çok iyi bildikleri ancak düşünmedikleri için fark edemedikleri bir gerçekle ilgilidir. Bu gerçek şudur: Her insan, tüm hayatını aslında çok küçük bir mekanda, yani kafatasının içinde, tek başına yaşar. 

 

                                    

 

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«Ulu Allah (C.C.). kanatlarinin biri doguya, öbürü batiya uzanan ayaklari yedinci kat yere inen bir kus yaratti. Kusun üzerinde bütün varliklarin sayisi kadar tüy vardir. Ümmetimden kadin - erkek herhangi bir kimse bana selât-ü selâm getirdigi zaman ulu Allah bu kusa :

Arsin altinda bulunan nurdan bir denize dalmasini emreder. Kus denize dalip çikarak kanatlarini silkeleyince her tüyünden bir damla akar. Ulu Allah akan her damladan, üzerime kiyamete kadar selâî-ü selâm getiren kul hesabina istigfar edecek bir melek yaratir.»

 

Ehl-i Hikmet'ten biri söyle der:

«Vücudun selâmeti az yemekte, ruhun selâmeti ez günah islemekte ve dînin selâmeti de varliklarin en hayirlisina (Peygamber (S.A.V)'imize) selât-ü se­lâm getirmektedir.»

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki

 

                                  

Ey iman edenler! Allah'dan korkunuz ve O'na itaat ediniz ve her kes yarin için (kiyamet gününe ne amel isledigine) baksin (yani sadaka verin ve Allah'in emrine uygun ameller isleyin ki. Kiyamet günü sevabini bulasiniz) Allah'tan korkunuz, çünkü O, (iyilik olsun, kötülük olsun) yaptiginiz her hareketten haberdardir»

(59 - Hasr Suresi 18).

Çünkü Kiyamet günü melekler, gökler, yeryüzü, gece, gündüz - iyilik olsun, kötülük olsun - insanoglunun isledigi her seye sehitlik edeceklerdir. Hatta vücudun azalari bile insanogluna karsi sahit tutulacaktir.

 

                                           

Kim gözünü haramla doldurursa Allah (C.C) da onun gözünü kiyamet günü atesle doldurur.»

 insanoglunun karnina haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldigi süreç yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet Yagdirirlar O lokmayi hazmederken öldügü takdirde varacagi yer cehennemdir.»

 

 Ulu Allah (C.C), her bir bölümü yetmis bin gözlü yetmis bin bölümü olan yakuttan yapilma bir kösk yaratmistir. Kiyamet günü bu köske ancak önlerine çikan haram seylerden Allah (C.C) korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.»

 

                                                

 

 

 

 


 
 

 

BİR YAĞMUR DAMLASINDA & NAMAZ SURELERİ VE MEALLERİ

Yağmur taneleri düşüyor pencereme
Sonra penceremin çatlak yerlerinden yüreğime
Belki düşüyor belki de düşmüyor
Ama yetmiyor söndürmeye
Yüreğimde katmer katmer büyüyen hasreti
Eksik kalmış yanımın adı
Yokluğun bütün yağmur tanelerine bedel
Gecenin koynunda
Sensizliğin sessizliğinde
Yine sana sesleniyorum
Düşen her bir yağmur damlası
Gelişinin muştusu olsun diye...
 
 
Azâd eyleme beni, uçamam artık
                         
 

Ey, benim gönül yaram,
onmaz sevdam.
Azâd eyleme beni
uçamam artık.
Yasaklama bana
gönül semalarını.
Yedi kat ellerde
kanat çırpamam artık...

Ey, benim denizim,
dalgam, sahilim.
Yabancı ummanlarda
çağlayamam artık.
Yasaklama bana
nehirleri.
Boz-bulanık sulara
akamam artık...

Ey, benim helâlim,
günâhım, sevâbım.
Senden gayrısına yâr
diyemem artık.
Yasaklama bana
Sırat’ını.
Nâ-mahrem köprülerden
geçemem artık...

Seynur İnal

 

NAMAZ DA OKUNAN DUALAR

Sübhaneke

manası:

Allah'ım seni tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senin sanın yücedir, ve senden gayri hiçbir ilâh yoktur.

Ettehiyyatü

manası:

Her türlü kavli, bedeni ve mali ibadetler Allah'a mahsustur. Ey sânı yüce Peygamber, selam ve Allah'ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun ve selam bizlere ve Allah'ın sâlih kulları üzerine olsun. Ben sehadet ederim ve yakinen bilirim ki, Allah'tan baska hiçbir ilâh yoktur. Ve sehadet ederim ki Hazret-i Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlüdür.

Allahumme Salli

manası:

Allah'ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.ibrahim'e ve âline rahmet ettigin gibi rahmet eyle

                                                Allahumme Barik

 

                                   

                                      manası:

 

                                     Allah'ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim'e ve âline mübarek kıldığın gibi mübarek kıl. 

                                        Rabbenâ Âtina

                        

                              manası:

                              Ey Rabbimiz, bize dünyada ve ahirette iyi hal ver ve bizi o ateş azabından koru.

 

                       Rabbenâağfirlii

 

                            

                               manası:

                  Ey Rabbimiz, hesab günü geldiği zaman bizi mağfiret et. Anne ve babamı ve müninleri de mağfiret et..

 

                           Kunut Duaları

 

                

                           manası:

 

Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.

 

                       

                              manası:

 

          Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.













 


 

 

 

GÜZEL SÖZLER

                             SEVGÝLÝ DOSTLARIM

NAZÝK OLMAK ÝÇÝN, BÝR GÜLÜMSEME BEKLEMEYÝN.
SEVMEK ÝÇÝN SEVÝLMEYÝ BEKLEMEYÝN.
BÝR ARKADAÞIN DEÐERÝNÝ ANLAMAK ÝÇÝN,
YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYÝN.
ÇALIÞMAYA BAÞLAMAK ÝÇÝN,
EN ÝYÝ ÝÞÝ BEKLEMEYÝN.
ÖÐÜTLERÝ HATIRLAMAK ÝÇÝN,
DÜÞMEYÝ BEKLEMEYÝN.
DUA'YA ÝNANMAK ÝÇÝN,
ACILARI BEKLEMEYÝN.
YARDIM EDEBÝLMEK ÝÇÝN,
ZAMANINIZ OLMASINI BEKLEMEYÝN.
ÖZÜR DÝLEMEK ÝÇÝN,
DÝÐERÝNÝN ACI ÇEKMESÝNÝ BEKLEMEYÝN.
NE DE BARIÞMAK ÝÇÝN, AYRILIÐI BEKLEMEYÝN,
ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANINIZ VAR BÝLMÝYORSUNUZ...
 
     

Phillippe eşi ile birlikte müslüman oldu...!!!

Fransız Teknik Direktör, Phillippe eşi ile birlikte Müslüman oldu.

22/03/2006 - 10:23




Emperyalistlerin bütün saldırı ve karalamalarına rağmen İslâm’a olan ilgi her geçen gün artıyor. Tahrif edilmiş dinlerde aradığı mutluluğu bulamayan Batılılar, İslâm’la şereflenerek, Müslümanların safına katılıyor.

Fas Milli Takımı eski Teknik Direktörü Fransız Phillippe Troussier ile eşi Dominik, kelime-i şehadet getirerek Müslüman olduklarını ilan etti. Şehadetlerine güvenilen şer’i kimseler önünde, Kelime-i Şehadet getiren Troussier’in yeni ismi Ömer olurken eşi Dominik’in ismi de Emine oldu.
Ribat’taki Fetih kulübünün eski sorumlusu ve Troussier’in yakın arkadaşlarından Muhammed El-Hamrani, arkadaşının Müslüman olması üzerine çok sevindiğini ancak şok olmadığını çünkü arkadaşı Troussier’in daima İslâmiyet’i öğrenmeye çaba gösterdiğini ifade etti. El-Hamrani, arkadaşı Troussier ve eşinin yeni isimlerinden büyük mutluluk duyduklarını, iki kızlarının isimlerini de Meryem ve Selma olarak değiştirdiklerini açıkladı. Ribat’ta Tunus Büyükelçiliği yakınında oturan, Ömer ve Emine çifti, artık önümüzdeki dini bayramları, Fas geleneklerine göre kutlamak için sabırsızlıkla bekliyorlar.


 Bir gece hırsız Seyyid Taha hazretlerinin anbarına girip bir çuval un almak istemişti. Çuvalı doldurdu fakat kaldıramadı. Biraz daha boşalttı. yine kaldırıp götüremedi o sırada Seyyid Taha hazretleri anbara geldi ve ne o çuvalı kaldıramıyormusun? yardım edeyim diyince hırsız dona kalıp bir şey diyemedi. Seyyid hazretleri çuvalı kaldırıp hırsızın sırtına verdikten sonra ;"bunu al git,bizim adamlarımız görmesin belki canını yakarlar.Bir daha ihtiyacın olursa anbara değil bize gel" buyurdugunda hırsız tövbe edip sadık talebelerinden oldu.


İSLAMA İMANA DAİR GÜZEL SÖZLER VE AYETLER
"Gözlerini harama bakmaktan ve başkalarının ayıplarını görmekten koru."

"Bir gece karanlığında odamda otururken ayaklarımı uzatmıştım. Hemen bir ses duydum. Sultanla oturan edebini gözetmelidir diyordu. Hemen toparlandım." 
 
"Allahü teâlânın kendileri sebebiyle nefsimi cezâlandırdığı bütün şeyler üzerinde düşündüm. Onların en şiddetlisi olarak gafleti buldum. Allahü teâlâdan bir an gâfil olmak (bir an O'nu unutmak) Cehennem ateşinden daha şiddetlidir." 

Ey Allah'ım! Ey kusurlardan uzak olan sonsuz kudret sâhibi Rabbim. Sen ne dilersen yaparsın. Benim vücûdumu öyle büyült, öyle büyült ki, Cehennem'i ağzına kadar doldursun. Böylece başka kullarına yer kalmasın. Onların yerine ben yanayım." Hazret-i Ebû Bekir de böyle duâ ederlerdi. 
Siz havada uçan birisini gördüğünüz zaman hemen o kimsenin fazîletli, kerâmet sâhibi birisi olduğuna hüküm vermeyin. Hatâ edebilirsiniz. O kimsenin hakîkaten fazîlet ve kerâmet sâhibi olduğunu anlamak için, İslâmiyetin emirlerine uymaktaki hassasiyetine, Peygamber efendimizin ahlâkı ile ahlâklanması ve sünnet-i seniyyeye uymasına, hakîkî İslâm âlimlerine olan muhabbet ve bağ-

lılığına bakın. Bunlar tam ise, o kimse fazîlet ve kerâmet sâhibidir. Bunlara uymakta en ufak bir gevşeklik ve zayıflık bulunursa, o kimse için fazîlet ve kerâmet sâhibidir, demek mümkün olmaz." 
Yâ Rabbî! Sana kavuşmak nasıl mümkün olur?" diye duâ ettim. Bir nidâ geldi, "Nefsini üç talakla boşa" diyordu."

"Bu kadar zahmet ve meşakkatlere, sıkıntılara katlanarak aradığımı, annemin rızâsını almakta buldum. Çok basit gibi gelen anne rızâsını almanın, bütün işlerin evvelinde lâzım olduğunu anladım." 

Günahlara bir defâ, tâatlere ise bin defâ tövbe etmek lâzımdır. Yâni yaptığı ibâdet ve tâatlere bakıp kendini beğenmek, o ibâdeti hiç yapmamak günahından bin kat daha fenâdır."

"İnsana zararı en şiddetli olan şeyin ne olduğunu bilmek istedim. Bunun, gaflet olduğunu anladım. Gafletin insana yaptığı zararı, Cehennem ateşi yapmaz. Yâ Rabbî! Bizleri gaflet uykusundan uyandır. Lütuf ve keremin ile bu duâyı kabûl eyle." 
Bütün âlemin yerine beni Cehennem'de yaksalar ve ben de sabretsem, Allahü teâlâya muhabbeti dâvâ edinmiş birisi olarak yine bir şey yapmış olmam. Allahü teâlâ da benim ve bütün âlemin günahını affetse, rahmetinden ve ihsânından bir şey eksilmiş olmaz."

"Bir kimsenin, Allahü teâlâya olan muhabbetinin hakîkî olup olmadığının alâmeti; kendisinde deniz misâli cömertlik, güneş misâli şefkat ve toprak misâli tevâzu gibi üç hasletin bulunmasıdır." 
             

HZ MEVLANADAN BİR SÖZ

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s) der ki:
"Beş türlü kalp vardır. Kalp vardır ölüdür, kalp vardır hastadır, kalp vardır gafildir. Kalp vardır mühürlüdür, kalp vardır sapasağlamdır. Kâfirin kalbi ölüdür. Günahkârın kalbi hastadır. Nasipsizin kalbi gafildir. Kalbimizde perde vardır diyerek fena iş yapanın kalbi de mühürlüdür. Allah Teâlâ'dan korkup daima ibadette bulunan kimsenin kalbi de sağlam olan kalptir."

...

 
 
 
 
 
 
"Allah'ın azâbından emin ve dünya eziyetlerinden kurtulmuş olarak kabirde yatan mü'mine gıbta ettiğim kadar hiçbir şeye gıbta etmedim."
Abdullah bin Mübârek

"İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar."
Hazret-i Ali

MİZAHHHH

 
Sabah anne, oglunun odasina girdi ve onu uyandirdi.*

* "Haydi oglum, uyan artik... Okula geç kalacaksin..."*
* Oglu, yari açik gözlerle annesine bakti ve uykulu bir sesle : *
*"Fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum" dedi.
*Anne, oglunun istegine karsi çikti. *
*"Okula neden gitmek istemiyormussun bakayim?" dedi. "Iki ciddi neden söyle bana..." *
> *Oglu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanitladi :*
* "Okuldaki tüm ögretmenler benden nefret ediyorlar, bir... Tüm
ögrenciler de benden nefret ediyorlar, iki... Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?"= *
*Annesi oglunun nedenlerini geçerli bulmadi : *
*"Bunlar okula gitmemen için neden olamaz" dedi. "Simdi hemen kalk ve ve çabuk hazirlan..." *
*Bu kez oglu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden : *
*"Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne ? " dedi. *

*Sabri tükenme noktasina gelen anne, oglunun üstündeki Yorgani
hizla çekti ve oglunun istedigi iki ciddi nedeni açikladi : *
 
 
 
 

* " Birinci ciddi neden, 52 yasinda koskoca adamsin..... Ikinci ciddi neden ise , sen okulun dekanisin..."
 
 
 
 
Ecevit basbakanliktan ayrildiktan sonra Rahsaniyla artik yuvasinda mütevazi bir hayat sürüyor.... birgün telefonu çaliyor, ortada artik sekreteri vs olmadigi için tabi kendi telefonuna kendi bakmak zorunda.......telefonu açinca bir adam sesi:
- Iyi günler, TC Basbakaniyla görüsebilir miyim?

Ecevit gülüyor:

- Bayim ben artik TC Basbakani diilim.....

Bunun üzerine telefon kapaniyor... derken 5 dakika sonra tekrar telefon......Ecevit açiyor, yine ayni adam..

- Iyi günler, TC Basbakani lütfen?

Ecevit sasiriyor.....

- Az önce arayan siz diil miydiniz? Bakin ben artik TC Basbakani diilim.....

Telefon yine kapaniyor....... Ecevit tam yerine oturucakken tekrar telefon çaliyor...

- Iyi günler, TC Basbakani orada mi?

Ecevit artik çok kiziyor:

- SEN LAFTAN ANLAMAZ MISIN?? KAÇ KERE SÖYLEMEM GEREKIYOR, BEN ARTIK TC.BASBAKANI DIILIM...!!

Bunun üzerine karsi taraf gülüyor:

- BILIYORUM...........BILIYORUM

AMA TEKRAR TEKRAR DUYMAK ÇOK HOSUMA GIDIYOR...!!!

 

Gelinlik
Öğretmen derste şunları anlatıyordu:
- düğünlerde gelinler neden beyaz giyer bilir misiniz? bu onların en mutlu günü olduğu için!
Arka sıralardan bir ses yükselir;
- damatların neden siyah elbise giydiklerini şimdi anladım.

 

TARLASI

Nebraska'da yasli bir adam yasardi. Patates ekimi icin bahceyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu cok zor bir isti. Tek oglu olan David ona
yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yasli adam ogluna bir mektup yazdi ve muskulatini izah etti.

"Sevgili David, Patates bahcemi belleyemeyecegimden, kendimi çok kotu hissediyorum. Bahceyi kazmak için oldukca yaslanmis sayılırım. Burada olsan butun derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahceyi benim icin hallederdin. Sevgiler Baban "

Bir kac gun sonra oglundan bir mektup aldi. "Babacigim, Babacigim Allah askina bahceyi kazma, ben oraya cesetleri
gommuştum.Sevgiler David"

Ertesi gun sabaha karsi saat 04:00'de FBI ve yerel polis cika geldi ve tum sahayi kazdilar, lakin hic bir cesede rastlamadilar. Yasli
adamdan ozur dileyerek gittiler.


Ayni gun yasli adam oglundan bir mektup daha aldi.

"Babacigim, Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu sartlarda yapabilecegimin en iyisini yaptim. Sevgiler David"


"BIR GUCLUKLE KARSILASTIGINIZDA, KENDINIZE BIR KACIS YOLU DEGİL, BIR CIKIS YOLU ARAYIN."

D.L. Weatherford

 


Bir gözlem:

Üniversitenin ilk günü dekan bir sinifa girdi ve "Günaydin!" dedi.

Sinif hep birden

"Günaydin, hocam!" deyince,

"A! Siz birinci sinifsiniz," dedi.

Sonra açikladi:

"Bir hoca sinifa girip

"Günaydin!" dediginde, hepsi, "Günaydin, hocam!" derse, birinci siniftirlar; gazetelerini ortadan kaldirip kitaplarini açarlarsa ikinci siniftirlar; hocayi görmek için gazetelerinin yukarisindan bakarlarsa üçüncü siniftirlar; ayaklarini siraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dördüncü siniftirlar.

Hoca içeri girip "Günaydin!" dediginde, bunu not aliyorlarsa master ogrencisidirler

 
Adamin biri evine gelir ve telefon faturasini görür,
Bir bakarki, 1000 dolar kusur tutmus.Beyninden vurulmusa döner,
Hemmen ayrintili fatura ister,Fatura gelir.
Aranan bütün numaralar adamin dostlarina ve arkadaslarina ayittir,
Adam "bu nasil olur?" "ödeecegiz mecburen der"
O sirada gözü papaganina takilir,
Gözetlemeye karar verir.
Aksam papagan kafesinden cikar tl.baisna gidip rehberi acar,adain arkadaslarini tek tek arar ve saatlece kunusmaya baslat.
Adam sinirinde cildirmis bir halde papagani yakalar ve kanatlarindan
ibdet odasina civiler."bir hafta burda asili kalda aklin basina gelsin" "Cek bakalim cezani" der.Adam gider.Papagan bir bakarki karsi duvarda carmaga gerilmis isa peygamber durmakta. Hemen koyulur muhabbete.
Birader sen ne kadadir burdasin?
2000 yildir burdayim.
papagan hayretler icinde kalir
Yuh be sen nereyi aradin be o kadarlik der
 
 

 

EN GÜZEL ŞİİRLER

 
 
 
 
 
 
 
 
Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün
Önümdeki uçurumlara aldırmadan
Varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın
Ardımda yaralı bir yürek
Kederli bir ömür
Ve yoksul anılar bırakarak
Çekip gidiyorum sevdiğim
Hoşçakal gönlümün nazlısı

Gidiyorum başım önümde, gözümde nem
Duramam artık ey aşk, ey sevdiğim
Hüzne ve kedere boğulduğum bu şehirde..
Hiçbir anı kabul etmiyor beni
Bedenim buz gibi soğuk
Yüreğim param parça keder
Kış kadar soğuk ellerim
Ardımda yoksul bir sevda
Ve bana ait ne varsa
Bırakıp gidiyorum sevdiğim
Hoşçakal alnımın yazısı,kaderimin küskünü
hoşkakal

Bütün yaprakları dökülmüş
Dalları kırılmış bir ağaç gibi hıçkırarak
Ve bırakarak ardımdan sırtımı yasladığım çınar ağacını
Meçhule giden acılar yüklü bir gemide
Uğuldayan rüzgarlara sarıp sesimi
Şarkıların sustuğu,aşkların vurulduğu
Limanlara gidiyorum sevdiğim
Hoşçakal kırık sazım,sevdamın yaralı türküsü
Hoşçakal

Bir yıldız daha kaymadan gözlerimden
Bir daha yağmamalı bu ihanet yağmurları
Ağlamamalı bu yürek bir daha
Bir acıyı başka bir acıyla sarıp
Alıp dağların ve yıldızların gölgesini
Yüzümde kış,bakışlarımda kar
Yorgun akan bir ırmak misali
Kimsesiz sokaklara bırakıp yalnızlığımı
Gidiyorum sevdiğim
Hoşçakal gecelerimin yıldızı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Aşka ağlamak yakışır
Bu yüzden sen
Bir kadının gözyaşında diriliyorsun
Herkesin uyuduğu sessiz gecelerde
Bir kadının dumanlı yalnızlığına
Eşlik ediyor kederin

Bilemezsin
Rimelinin akmasına aldırmadan
İçli içli ağladığını o kadının
Aslında ne varsa bir karanlıktır
Onun için ve
Ancak seninle aydınlanır
Bu ürküten yaşamak

Ağrılar böler uykularını
Başı iki elinin arasında
Diline vird olmuş adın
Sabahı getirir öylece
Ağrılar böler uykularını
Ağrıyan nedir?
Kalp mi?
Baş mı? Mide mi?

Aşka ağlamak yakışır
Bu yüzden ağlar bir kadın
Ayrılık mıdır kavuşmak mıdır
Bilemez yaşadığı
İçinde bir dert büyür nefes aldıkça
İçinde depremler kopar
Derinden sarsar huzuru her an
Aşka ağlamak yazılı diye
Kadere uyar çaresiz kadın


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
sevmek" dedim.
"yoluna ölmek" dedi.
"yol" dedim.
alıp başını gitmek dedi.
"gitmek" dedim.
Bir "ahh" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi.
"dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı.
"yüreğime nasıl koysam bilemediğim"dedi.
"yürek" dedim.
dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"dünya" dedim.
"hayatın bir yüzü" dedi.
"yüz" dedim.
"ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"giz" dedim.
"hep çözmeye çalıştığım" dedi.
"çalışmak" dedim.
"bitmeyecek öykü" dedi.
"öykü" dedim.
"binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"gizlemek" dedim.
"işte her şeyin bitimi" dedi.
"şey" dedim.
"sevda" dedi.
"sevda" dedim.
"peşinden koştuğum" dedi.
"koşmak" dedim.
hayat bir maraton" dedi.
"hayat" dedim.
"öyle kısa ki!." dedi.
"niçin kısa?" diye sordum.
"yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"yaşanması gereken ne var?" diye sordum.
"aşk" dedi.
"kaç kere?" diye sordum.
"bin kere" dedi, "milyon kere"
"neden bir kere değil?" diye sordum.
"bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.
"önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"keşke olsa" dedi, "ama önce yoğrulmak gerek"
"acı çekmek mi?" diye sordum.
"evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
"yok olunca!." dedim.
"işte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
"gerçek aşk!." dedim.
"büyük o!" dedi.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"neden sustun?" diye sordu.
"yüreğim titredi sanki" dedim.
"neden?" diye sordu.
"bilmiyorum" dedim. "büyük o!"
"evet." dedi, "büyük o!"
"nerede?" diye sordum.
"her yerde" dedi.
"nasıl?" diye sordum.
"yüreğini aç" dedi.
"yüreğimi açmak!." dedim.
"bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"tebessüm" dedim.
"her kapının anahtarı" dedi.
"kapı" dedim.
"girmeden bilemezsin" dedi.
"ya korku!" dedim.
"bilinmeyenden korkar insan" dedi.
"ben bilmiyorum" dedim.
"neyi?" diye sordu.
"ben'i" dedim.
"sen kimsin?" diye sordu.
"ben kimim?" diye sordum.
"sevgiyle beslenensin" dedi.
kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"büyük o'nun." dedi.
Durdum. Durdum. Yine sustum.
"kimsin?" diye sordum.
"sen'im" dedi

Gözyaşındaki sır


Minnesotalı biyokimyacı Dr. W. Frey, üzüntü gözyaşları ile mutluluk gözyaşları birbirleriyle ilişkilerini ayırt etti.





Gözyaşlarının Sırrı isimli kitabında ilginç örnekler veriyor.

‘Soğan soyarken oluşan gözyaşı ile duygusal gözyaşlarının protein yapıları farklı... Duygusal gözyaşları yüksek protein içeriyor.

Stres sonucu oluşan zararlı maddeler gözyaşı ile dışarı atılıyor. Gözyaşları bastırıldığında veya ağlamaya karşı negatif bir tutum varsa asıl sorunorda başlıyor.

İlginç bir konu daha
Kitapta ilginç bir konuya daha değiniliyor. Sevebilmek için korkuları, ıstırabı ve umutsuzluğu yenmek gerekir diyen yazar, pek çok insanın kafasının içinde bir yaşam boyu birikmiş öfkeler dolanıp durur ve her anımsandıklarında yeni streslere neden olur diyor.

Bu öfkelerle dürüstçe yüzleşmek şarttır. Onlardan kurtulmak için hem kendinizi hem de korktuğunuz, kızdığınız kişileri affetmeniz gerekir diyen yazar, “affetmezseniz, kendi kendinizin düşmanı haline gelirsiniz” diye de ekliyor.

Anlamak


Anlamak

 
 
Anlamak yok çocugum, anlar gibi olmak var;
Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var..
 

Necip Fazıl Kısakürek

 
No list items have been added yet.